Bir kafeteryada yediğim yemek ve içtiğim içecekler için önüme konulan 22 bin 850 liralık hesapla başlayan mücadelem, Tüketici Hakem Heyeti'nin kararıyla bambaşka bir boyuta taşındı. Üstelik mağduriyetimin giderilmesini beklerken bu kez 7 bin liralık cezayla karşı karşıya kaldım. Şimdi soruyorum: Antalya'da bu olayın hesabını kim soracak?
Antalya'da bir kafeteryada yaşadığım olay, yalnızca benim başıma gelen bir tüketici mağduriyeti olarak değerlendirilemez. Bu olay, tüketici haklarının korunması, işletmelerin fiyat politikaları, denetim mekanizmalarının işleyişi ve kamu kurumlarının sorumluluğu açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Olayın üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçti. Yaşadıklarım ulusal ve yerel gazetelerde haber oldu, televizyon ekranlarına taşındı. Kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ancak aradan geçen zamana rağmen asıl yanıtını beklediğim sorular hâlâ ortada duruyor.
22 BİN 850 LİRALIK HESAPLA BAŞLAYAN MAĞDURİYET
15 Ağustos 2025 tarihinde Antalya'da bulunan The BBQ Grill Cafe isimli işletmeye arkadaşlık uygulamasından tanıştığım bir kişiyle gittim. Köfte, Salata ve peynir tabağı, Şampanya ve alkolsüz kokteyl olarak sunulan içecekler sipariş edildi.
Hesabı ödemeye gittiğimde karşılaştığım rakam 22 bin 850 liraydı.
İlk anda bunun bir kamera şakası olduğunu düşündüm. Ancak gerçek çok geçmeden ortaya çıktı. İçecekler için yazılan astronomik rakamlar ve adisyona eklendiğini söylediğim şampanya bedeli karşısında itiraz ettim. İşletme yetkilileri ise buranın konseptinin böyle olduğunu ifade etti.
Hesabı ödemek istemedim. Ancak işletmede hesabı ödemeden çıkamayacağım yönünde sözlerle karşılaşınca korkarak ödemeyi yapmak zorunda kaldım.
Sonrasında 155’ten Polis İmdat Hattı'nı aradım. Olay yerine çağırdım ancak sonuç alamadım. Ardından Bahçelievler polis merkezine ifade vermeye gittim. Orada ifadem alınmadı. Yaşadığım mağduriyetin giderilmesi amacıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na, Kepez İlçe Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurdum.
Beklentim son derece açıktı: Ödediğim bedelin incelenmesi, işletmenin savunmasının alınması ve mağduriyetimin giderilmesi.
Ancak sonuç hiç de beklediğim gibi olmadı.
MAĞDUR OLDUM, ÜSTÜNE BİR DE CEZA ALDIM!
Tüketici Hakem Heyeti'nin kararında, ilgili işletmeden savunma istendiği, ancak işletmenin yasal cevap süresi içerisinde yanıt vermediği belirtildi.
Buna rağmen başvurum, serbest piyasa koşulları gerekçe gösterilerek reddedildi.
Daha da düşündürücü olanı, işletmeden fiş almadığım gerekçesiyle tarafıma Vergi Dairesi tarafından 7 bin lira ceza uygulandığını öğrenmem oldu. 10 gün içinde itiraz etmediğim için iade talebim kabul görmedi. Şimdi soruyorum: Bir tüketici, karşılaştığı olağanüstü bir hesap karşısında itiraz edip hakkını aramaya çalışırken neden kendisini bir de ceza ile karşı karşıya bulur? Ben şikayetçi olmasam o fiş cezası belki de kesilmeyecekti. Kesilen fişin üzerinde kredi kartından ödeme yapmama rağmen BİLGİ FİŞİDİR MALİ DEĞERİ YOKTUR yazması düşündürücü değil midir?
Serbest piyasa demek, tüketicinin karşısına hangi rakam çıkarılırsa çıkarsın bunu sorgulamadan kabul etmesi midir? Fiyat belirleme serbestisi, tüketicinin korunmasına ilişkin yükümlülükleri ortadan kaldırır mı?
Elbette işletmelerin fiyat belirleme hakkı vardır. Ancak bu hakkın şeffaflık, bilgilendirme ve tüketicinin ekonomik çıkarlarının korunması gibi ilkelerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
PEKİ, ANTALYA'DA BU OLAYLA İLGİLİ SORUŞTURMA YAPILDI MI?
Asıl üzerinde durulması gereken konuya gelelim.
Gazetelerde yayımlanan, televizyonlarda gündeme gelen ve kamuoyunda tartışılan bu olayın ardından Antalya'da herhangi bir idari veya adli soruşturma yürütülüp yürütülmediği konusunda bilgi almaya çalıştım.
Edindiğim bilgilere göre, olayla ilgili Antalya'da herhangi bir soruşturma başlatıldığına dair bir bilgi bulunmuyor.
Burada özellikle altını çizmek istiyorum: Bu, kesinleşmiş bir soruşturma yokluğu tespiti değil, tarafıma ulaşan bilgilere dayanan bir değerlendirmedir. İlgili kurumların kamuoyunu bilgilendirmesi ve varsa yürütülen işlemleri açıklaması gerekir.
Söz konusu işletmenin bulunduğu yerin ülke genelinde yaygın şubeleri olan bir markete kiralandığını gözlemledim. Ben ve benim gibi daha kaç kişi var bilmiyorum. Benim beklentim benzer mağduriyetlerin başka vatandaşların başına gelmemesi için olayın bütün yönleriyle araştırılmasıdır. Bunun gibi hadiselerin halen devam ettiği yönünde haberlere rastlamak mümkün.
GAZETECİLİK SADECE HABERİ YAYIMLAMAK MIDIR?
Bu olayın kamuoyuna duyurulmasında Hürriyet Gazetesi'nden Salim Uzun'un imzası vardı. Haberin yayımlanması elbette önemliydi. Yaşadığım mağduriyetin geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağladı.
Ancak gazetecilik, özellikle kamuoyunun gündemine taşınan ve ciddi soru işaretleri barındıran olaylarda, yalnızca ilk haberi ve devamında dükkan sahibinin görüşlerini yayımlamakla sınırlı kalmamalıdır.
Salim Uzun'un, "Ben haberimi yazdım, üzerime düşeni yaptım" yaklaşımıyla konuyu değerlendirmesi, gazeteciliğin takip ve sorgulama sorumluluğu açısından yeterli değildir.
Haberin ardından ne oldu? Yetkili kurumlar harekete geçti mi? İşletmenin uygulamaları incelendi mi? Tüketicinin mağduriyeti neden giderilmedi?
İşte gazeteciliğin asıl takip etmesi gereken sorular bunlardır.
Bir haberin değeri yalnızca yayımlandığı gün yarattığı sesle ölçülmez. Bazen asıl gazetecilik, herkesin gündeminden düşürdüğü bir olayın peşini bırakmamaktır.
BENİM MÜCADELEM SADECE KENDİM İÇİN DEĞİL
Ben yaşadığım mağduriyeti dile getirdim, hakkımı aradım ve konuyu kamuoyunun gündemine taşıdım. Yaşadığım mağduriyeti hiç kimse öğrenmeyebilirdi.
22 bin 850 liralık hesapla başlayan süreçte bugün hâlâ yanıt bekleyen sorularım var.
Bir işletmenin tüketiciden talep ettiği bedelin makul olup olmadığı hangi ölçütlerle değerlendirilecek? Savunma vermeyen işletme karşısında tüketicinin başvurusu neden reddedilecek? Pos cihazından bilgi fişi kesip müşteriye veren işletmeye fatura kesmedi diye ceza kesilip müşteriye de fiş almadı diye ceza kesilmesini nasıl izah edersiniz? Fiş alınmadığı gerekçesiyle uygulanan cezanın dayanağı ve hukuki süreci nedir? Kamu kurumları bu olayın diğer yönlerini araştırdı mı?
Çünkü mesele yalnızca 22 bin 850 lira değil. Mesele, vatandaşın hakkını aradığında karşısında nasıl bir sistem bulduğu meselesidir.
Yorumlar